Sınıfta her deneme sonrası aynı manzara… Kimileri sınav kâğıdına bakıp omuz
silkiyor, kimileri “Hocam, yine yapamadım.” diyor. Oysa içimden hep şu soru
geçiyor: Bu yaşta sorumluluk almaya başlamazsan, otuz yaşında hâlâ anne babandan
harçlık mı isteyeceksin?
Evet, bu biraz sert bir cümle olabilir ama hayat kimseye yumuşak davranmıyor.
LGS, bir öğrencinin sadece bilgisini değil, sabrını, direncini ve hayata bakışını da
ölçen bir sınavdır. Herkes korkuyor; çünkü kolay değil. Bu süreçte uykular
bölünecek, planlar aksayacak, bazen pes edilmek istenecek. Ama bilinsin ki bir gün
bu emeklerin sefası mutlaka sürülecek. O gün geldiğinde “İyi ki çalışmışım.”
diyebilmenin huzuru hiçbir ödülle ölçülmez.
Bir Türkçe öğretmeni olarak şunu açıkça görüyorum: Öğrenciler artık sınavı bir
zorunluluk değil, bir yük olarak görüyor. Oysa sınav bir ceza değil, bir fırsattır.
Korkmak yerine hazırlanmak gerekir. Çünkü sınava çalışırken öğrenilen şey sadece
paragraf çözmek değildir; azim, planlama ve mücadele etmeyi öğrenmektir.
Sınavdan kaçmak, hayattan kaçmaktır. Hayatın her döneminde karşımıza sınavlar
çıkacak — kimisi kâğıt üzerindedir, kimisi bir karar anında. LGS, bu yolda atılan ilk
ciddi adımdır. Bu adımı sağlam atan, ileride nereye gideceğini daha iyi bilir.
Bugün emek verip uykusundan feragat eden öğrenciler, yarın o emeğin karşılığını
karakterleriyle, özgüvenleriyle alacaktır. Çünkü hiçbir başarı bir anda gelmez; her
başarının ardında görünmeyen saatler, sessiz mücadeleler vardır.
Bu yüzden LGS’den korkmayın. Onu bir fırsat olarak görün. Çünkü bu sınav sadece
geleceğinizi değil, kim olduğunuzu da şekillendiriyor.
Korkmayın, çalışın. Çünkü bir gün “İyi ki o gün pes etmemişim.” diyeceksiniz.
Ve işte o an, gerçek kazanan siz olacaksınız.
Ufuk SAĞLAM
Türkçe Öğretmeni
