Eğitim ortamında sıkça duyduğumuz bir cümle vardır:
‘’Çocuğum çok çalışıyor ama anlamıyor.’’ Bu cümlenin altında
çoğu zaman gözden kaçan önemli bir gerçek yatar: okuma
alışkanlığı. Okumak yalnızca Türkçe dersine ait bir beceri
değildir. Okuma; anlana, yorumlama , ilişki kurma ve
düşünme becerilerinin temelini oluşturur. Bu nedenle düzenli
okuyan bir öğrencinin yalnızca paragraf sorularında değil;
matematik problemlerinde, fen sorularında ve hatta sosyal
bilgilerde daha başarılı olduğunu görürüz. Çünkü tüm
derslerin ortak noktası, okuduğunu doğru anlamaktır.
Okuma alışkanlığı kazanmış bir öğrenci, metni yüzeysel
değil derinlemesine okur. Sorunun ne istediğini fark eder,
seçenekleri doğru eler, çıkarım yapabilir. Bu beceriler, sınav
başarısının temel yapı taşlarıdır. Okumayan ya da düzensiz
okuyan bir öğrenci için metinler karmaşık, sorular yorucu ve
sınavlar stresli hale gelir. Burada önemli bir ayrımı yapmak
gerekir: Okuma alışkanlığı ,yalnızca ‘’kitap okumak’’ değildir.
Düzenli, bilinçli ve anlayarak okumaktır. Her gün birkaç sayfa
da olsa okunan kitap, zamanla öğrencinin kelime dağarcığını
zenginleştirir. Kelimeleri tanıyan bir çocuk, cümleleri daha
hızlı çözer; anlamını bilmediği kelimelerle boğuşmaz. Bu da
hem hız kazandırır hem özgüven. Akademik başarının
önündeki en büyük engellerden biri, öğrencinin kendine olan
inancını yitirmesidir. Okuyan çocuk ise kendini daha rahat
ifade eder, düşüncelerini savunabilir ve derslerde daha aktif
hale gelir. Başardığını gördükçe öğrenmeye karşı ilgi ve isteği
artar. Yani okuma, başarıyı başarı ise motivasyonu besler.
Bilmemiz gereken konu okuma alışkanlığı bir anda
kazanılmaz. Zorla okutulan kitaplar, yapılan kıyaslamalar ve ”
okumazsan başaramazsın” cümleleri bu süreci desteklemez.
Aksine, çocuğun okuma ile arasına mesafe koymasına neden
olabilir. Bunun yerine çocuğa örnek olmak, onun ilgisini
çekecek kitaplarla tanıştırmak ve okumanın görev değil, bir
ihtiyaç olduğunu hissettirmek gerekir.
Sonuç olarak, okuma alışkanlığı akademik başarının
yanında duran bir destek değil, onun temelini oluşturan bir
beceridir. Çünkü başarı, çoğu zaman bilmekten değil,
anlayabilmekten geçer. Unutulmamalıdır ki akademik başarı
yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçülmez. Okuyan çocuk
düşüncelerini ifade edebilen, eleştirel bakabilen ve karşılaştığı
problemler karşısında pes etmeyen bireyler haline gelir. Bu
beceriler öğrencinin yalnızca okul hayatında değil, yaşamın
her alanında güçlü olmasını sağlar. Çocuklarımıza okumanın
hayatın doğal bir parçası olduğunu hissettirmemiz gerekir.
Küçük yaşlarda atılan bu adımlar, ilerleyen yıllarda büyük
farklar yaratır. Sessizce çevrilen her sayfa, öğrencinin
geleceğine sağlam bir tuğla olur.
Azra BULUT
Parla Kurs Müdürü / Türkçe Öğretmeni
