Köşe Yazıları 1 ay önce LGS yılı birçok aile için gelecek yılıdır. Evde konuşulan konular değişir, gündem daralır, başarı merkezli bir atmosfer oluşur. Çoğu ebeveyn çocuğunu motive ettiğini düşünür. Oysa iyi niyetle kurulan bazı cümleler, fark edilmeden kaygının temelini atabilir. Bu sene çok önemli. Hayatın bu sınava bağlı. Biz senin yaşındayken… Daha çok çalışmalısın. Şu netlerle olmaz. Aman dikkat et, hata yapma. Akrabanın kızı 480 aldı. Bu cümlelerin her biri tek başına masum görünebilir. Ancak tekrarlandığında çocukta şu mesaj yerleşir: Değerim başarım kadar. Özellikle LGS gibi merkezi sınav dönemlerinde çocukların en büyük ihtiyacı güven duygusudur. Fakat sürekli performans vurgusu yapıldığında, başarı bir hedef olmaktan çıkar ve bir kimlik meselesine dönüşür. Çocuk artık iyi bir sonuç almak için değil, yeterli biri olduğunu kanıtlamak için çalışmaya başlar. Bu noktada kaygı devreye girer. Kaygı fizyolojik bir süreçtir: kalp çarpıntısı, mide ağrısı, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu. Akademik olarak iyi olan bir öğrenci, sırf hata yapma korkusuyla bildiğini sınavda kullanamayabilir. Çünkü zihni şu soruyla meşguldür: Ya başaramazsam? Sakın hata yapma mesajı verilen çocuk risk almaktan kaçınır....